Mustafa Kemal’in askeri kaçmaz!
Sevgili okurlarım, bu gün sizlerle çok özel bir konu ile alakalı yazımı paylaşacağım.
Konumuz; TSK ordumuzun eski genel kurmay başkanı sayın Işık Koşaner’in telefon konuşmalarının basına yansıyan bölümünde, silahını bırakıp kaçan subaydan, kepazelikten, roj tv de TSK ya ait silahın silah numarasının okunmasından bahis etiğini gördüm. Gerçektende içim sızladı. Sızladıda, neye ve ne için?
1) Gerçekten bu konuşmalar dinlenmiş mi? … ona!
2) Türk subayı gerçekten silahını mevzide bırakıp kaçmışmı ?
3) Bu konuşmalar dinleniyorsa…? ve basına yansımışsa… bizim kriptocularımıza ve telemcilerimize yazıklar olsun.
4) En cok güven duyduğumuz kurum ne hale gelmiş!
5) Elinde silah olan bir kurumu ve çok sıkışırsa silahını kullanırken karşısındakinin kim olduğuna bakmayan bir kurumu nasıl düzelteceğiz?… ona!
Gelelim nasıl düzelir kısmına; nasıl düzelir biliyor musunuz? … değerli okurlarım; anlatayım.
Çocuklarımızı askeri okullara almayan mihraklarla mücadele ederek. Yani askeri okulların kapılarını vatandaşa açtırarak. Bu gün askeri okullara başı bağlı annenin çocuğu alınmıyorsa(?) imam hatipli çocuklar alınmıyorsa(?) Anadolu’nun çocuğu ast subay veya subay olamıyorsa(?) işte sıkıntı buradadır.
Bizim ordumuzda yetişen subay ve astsubayların %30 u çocuk esirgeme yurtlarından geliyorsa işin vahametini siz anlayın. Anne ve baba şefkati ile yetişmeyen bir evladın maneviyata ne kadar değer vereceğini merak etmiyor değilim, çünkü bu duyguyu bilmiyorum. Anne ve baba şefkati ile yetişip ilim irfan sahibi insanların dizinin dibinde yetişip işe yaramaz onlarca insan varken, Çocuk esirgeme kurumunda yetişen çocuktan ne beklersin(?)
Burada çocuk esirgeme kurumunun faaliyetlerini yermek değil maksadım, sadece en önemeli kuruma yetiştirdiği evlatlardan bolca verip oranın bu duruma gelmesine katkı yapmasıdır. Beni endişelendiren yetmiyormuş gibi yeni bir nesil yaratmanın hesabınıda yapar duruma gelmişler.
Maazallah, uyan MUSTAFA KEMAL uyan! Torunların artık silahını cephede bırakıp kaça biliyor…!
Bunların dilin den sen anlarsın ancak!
Gelecek bayramınızı candan kutlarım, sağlıklı yolculuklar temennim olsun!
Sinan SUNGUR


Toplumda ki oluşmalar kokuşmaya başlarsa eğer bir yerlerden çatlak vermesi “normal dır”.
Özgür ve hür olmanın nasıl kullanılması gerektiğini öğrenmediğimiz süre, bunlara, ne yazık ki şahit olacağız; istesek de istemesek de.
Demokrasinin demonto edilmekte olduğu ülkemizde her gün yeni sancılarla karşılaşmamız üzücüdür. Saygının, sevginin hiç bir anlamı kalmadığını her gün izlemekteyiz. Değerlerimiz enflasyona uğradı ve her gün daha fazla uğramakta olması düşünebilen insanlar için bir deprem misali ezici bir üzgünlük oluşturmaktadır.
Sokağın ortasında yürüyen insanı araba çarpmasın diye uyarmaktan korktuğumuz bir ülke haline gelmişiz; gelmişiz… çünkü adamın reaksiyonu ne olacağını kestirmek öyle kolay değil. Her sürücünün beyninde düşündüğü cümle; acaba nasıl bir cevap alırım. Aldığım cevaba katlanabilir-miyim…?
İşte böyle sevgili Sinan, değerlerimiz “pula” dönüyor…her gün biraz daha fazla!
Demokrasi bir nimettir kıymetini bilen toplumlar için. Bilmeyen toplumlar için ise… Rusya eski başkanı ve şimdiki başbakanı Wiladimir Putin’in dediği daha uygundur diye düşünüyorum.
Ne demişti Wiladimir Putin Avrupa baskılarına karşı? Kontrollü Demokrasi demişti! Çok isabetli bir cümle olduğu kanısındayım.
Sevgiler…