YÜREĞİMDEN DÖKÜLENLER
Hayatı yeniden başlatamazsınız, onu sadece tazeleyebilirsiniz.
Bazen ihtiyacınız olan dostlarınız yoktur yanınızda,
olsalar-da sizi anlamakta zorluk çekerler.
Cebinizdeki kalem bunlardan farklıdır;
o her zaman sizinle beraberdir ve sizin içinizdekileri,
ona anlattıklarınızı sadece "dinlemekle" kalmaz,
içimizden döktüklerimizi protokol misali bir kağıda kopya yapar
ve sonsuzluğa kadar muhafaza eder.
Bazen burda bu Dünyada olmak istemezsiniz,
başka diyarlarda olmayı ve oradan buradaki
etkinlikleri izlemek istersiniz (?)
BENİM DÜNYAM
bazen çekilirim benim dünyama
yalnız bana… benim olan kendi dünyama
orda bulurum bu dünyada olmayanları
yalnızlığı sessizliği
karanlık gecelerin ıssızlığını
orda bakarım gökyüzündeki yıldızlara
…bakarım onlarında yalnızlıklarına
her biri bir kenarda kendi dünyasında
sonsuz boşluklarda yalnız başına
her birinin ruhunda yanardağlar vardı
şimdi sönmüşler kuru küller gibi
mırıldanırlar eski şarkıları
ruhumda inleyen nağmeler gibi
bazen çekilirim benim dünyama
orda sahte yüzlüler yoktur
yoktur orda sahte dostlar
kimse yalan söylemez bana orda
gülmezler yalandan yüzüme
günahımı sevabımı söylerler
bazen çekilirim kendi dünyama
seyrederim ordan burdaki dostlarımı
kimi yalancı..kimi sahtekar
kimi aciz kalmış… sözde lütufkar
hiç dönmek istemem bu dünyaya
ne varki burda yalandan başka
dökeriz iltifatları çay sohbetlerinde
bazen hüsrana boğarız dostlarımızı
bin yalan söyleriz dil kırılmadan
sevgi sözleri…saygı sözleri
bazen çekilirim kendi dünyama
orda bulurum gerçek dostlarımı
hiç dönmek istemem geriye
orda kalmak isterim…
orda …yalanı olmayan…sahte dostları bulunmayan
boşluklarda enginlere ışık tutan
yıldızlar gibi
sayarım ışığı sönmüş..ruhu boşalmış
engin boşluklarda dost bekler gibi
bir nesne rengini bana yansıtan
gel sende diye seslenir gibi
…seslenen yıldızların yalnızlığında
ruhlarındaki korlar sönmüş
kıvılcımlar yok olmuş ruhlarında
soğumuşlar ..boşalmışlar onlarda
…kendi dünyalarında
bazen çekilirim benim dünyama
orda bulurum gerçek dostlarımı
yalansız dolansız
sahte olmayan dostlarımı
kimse yalan söylemez
yalan söylemez orda kimse
çikar uğruna
orda gülücükler yalan değildir
merhabaların içi doludur
orda yoktur sahte elbiseler
yoktur orda sahte kıyafetler
orda giyer kuşanırlar yakışanları
giymezler süslü
sürmezler püslü
sahte maskeleri yoktur
öz ‘dürler öz’leriyle
aynen oldukları gibi
bazen çekilirim benim dünyama
seyrederim bu dünyayı kendi dünyamdan
karanlıklarda yalnız olan
ruhları kül olmuş yıldızlar gibi
….bazen dönmek istemem geri
ne varmışki burda yalandan başka
Mehmet Sungur
10.04.2010
*
DOĞDUĞUMDA BEŞİĞİME KOYMUŞTULAR
Bir huyum vardır
Hiç bir şeyi atamam
Beynimin kullanım kılavuzunu atamadım;
Atamam..!
Çiçeklerimi kurutup Kitaplarımın arasına koyardım.
Anlamazlardı beni(?)
Bir gün o "eski" kokularını özlerim diye!
Ayhan Işık, Orhan Günşiray, Fikret Hakan,
Muhterem Nur, Fosforlu Naciye, daha kimler yoktu!
resimlerimin listesinde,
hep kitaplarımın arasına koyardım bir gün kaybolurlar diye (?)
...anlamazlardı beni; sonra "güzel bir dayak yerdim
Bir daha yapma diye
Ben boşalan boşalan hiç bir şeyi atamam
Bazılarını da buzdolabına koyarım
Bazı gelen dostlarımın önleri boş kalmasın diye
...dedim ya, bir gün lazım olur diye
Ben biten dostluklarımı da atamam
Bir gün birilerine doğum günlerinde
“armağan” veririm diye
Ben eskiyen çoraplarımı atamam
Onları özellikle saklarım
Belki bir gün..
Özel kokularını özlerim diye
Ben dostlarımın “dost hançer lerini” atamam
Çiçek gibin temizlerim saklarım
Bazılarını duvara çivilerim
Eskiyen resimlerimizi asabilirim diye
Bazılarını kapımın üst kirişine asarım
Her kapıdan girdiğimde
Yeniden dokunsunlar diye
Bazen kırk defteri bir okurum
Sonra onları güzel..güzel saklarım
Belki bir gün yeniden okurum diye
Ben modası geçmiş çiçek vazolarımı
Kırık eski pilaklarımı
Dedemden kalmış kahve fincanlarını
Atamam
Atamam yavuklumun bir tutam saçlarını
Gurbete gidiyorsun demişdi
Al ....bağrı yanığım demişdi, gurbetler uzak olur
...uzak olur yaban elleri
buraların kokuları oralarda olmaz..
gelmez özlediğin kokular sana
bizim rüzgarlarımız batıya esmez ...demişdi
Al..koynuna koy demişdi, sakla demişdi
...yüreğinin üzerinde
bir gün lazim olur diye
Atamam Anamın eski yazmasını
Babamdan kalan mavi renkli gömleğini
Atamam geçmişimi ceddimi nerde doğup büyüdüğümü
Atamam geleceğimi de
Bir gün lazim olur diye
Ben kitaplarımı rehberimde saklarım
Alfabetik düzeniyle
Sevdiklerimi her gün okurum
Bazılarını ayda yılda bir hatırlarım
“Z” harfinde olanları hiç okumak istemem
altlarına not koyarm
kimisine, okudum anlamadım bilmemki ne der
kimisine, dikkat..ahlaksız telafuzlar ihtiva eder
kimisine, bizim diyardan değildir başka dünyalarda seyreder
...gibi notlar düşerim
bazılarının üzerine kalınca yazılmış “Z” harfini koyarm
ama... Zonguldak , Zile gibin değil “Zıbıdı” gibi
ne olursa olsun.. yinede atamam
bir gün lazim olur diye
Ben atamam altı delik pabuçlarımı
Teresinde ter biriken şapkamı
İlikleri parçalanmış hırkamı
...atamam
hep onları yenilerinin yanına koyarım
Aynaya baktığımda küçük burnumun
Kıravat takdığımda terli atkımın
Soğuktan buz tutmuş kulaklarımın
...eski resimlerini hep elimde tutarım
Ben komşumu kıramam
Köyün öğretmeniyle dalaşmam
İmamında arkasından konuşmam
Kanun ferman yapan muhtarın
..mühüründe gözüm yoktur
encümen azalığınıda istemem
Bir gün lazim olur diye
Atamam komşumu dostumu
İyisiyle kötüsüyle
Yavukluma çeşme taşına yazdığım
Seni seviyorum nağmesini silseler bile
Kendimi de atamam
Olur ya belki bir gün
Birisi arar diye
Bu yazıyıda atamam
Doğduğumda beşiğime koymuştular
İmza filan da yoktu altında
Sadece yazmıştılar
1947
iyiki atmamışım
bir gün lazim olur diye
Mehmet sungur
20.01.1994
*
DOSTLUK
Orda, dışarda soğuktur…
Gel , içeri gel !
Yorgunsan?
Burda, yanımda dinlen
Harcama o sicaklığını, son ıhtiyatını
Sakla onu!
Bil artık dostum;
Sen benim her zaman misafirimsin.
Orda dişarda yalnızsın …
Gel, içeri gel !
Derdinmi var ?
Anlat bana
Söyle!
Söyle içindekileri bana...!
…istersen, istiyorsan ?
Kal bemimle …burda,
Burada!
Kararını kendin ver!
O senin kararın olsun.
Orda dişarda yalnızsın …
Gel, içeri gel!
Gelmezsen içeri ben gelirim sana
Senin dünyana
Sana ışıklar , sicaklıklar getiririm
Hissetmeyiz yalnızlığı beraber olunca
Gideriz beraber senin dünyana
Senin mutlu olduğun diyarlara
Gezeriz o yerleri, o hasret duyduğun köyleri
…çocuklar gibi oynarız, güleriz…dans ederiz
ve dostluğumuzu hissederiz
…hissederiz dostluğumuzu
Beraber olunca...
Orda…dişarda soğuktur…
Gel, içeri gel (!)
Mehmet Sungur
22 Nisan 1998
Augsburg
*
SESSİZCE... SENSİZCE
…işte…o şarkı
bir şarkı mırıldanıyorum…
sessizce……
sensizce…
seni düşündükçe.
sahilde beraber söylediğimiz,
çılgınca haykırarak…
martı’ların eşliğinde…söylediğimiz o şarkı.
bizim şarkımız…
rüzgarlar saçlarını okşarken…
ellerimiz kilitlediğinde
uzaklardan el sallayan
gemi yolcularını kıskandırirken beraber söylediğimiz
…işte…o şarkı
hatırlıyormusun ???
kulağına eğilerek mırıldanırdım..
senden başka kimse duymasın diye..
işte o şarkı…
o şarkımı sana yazdım
onu yalnızca sen duymalıydın
hüzünü olmayan bir mutluluk şarkısıydı o
senin için yazmıştım o şarkıyı
gözlerine bakarken yazmıştım
ellerini tutarken…bestelemiştim…
dudağına dokunup
yanağından öperken yazmıştım o şarkıyı
….işte o şarkı
şimdi onu mırıldanıyorum
ince ince..kimseler duymadan..dört duvar arasında
şu karanlık dünyamda.
güneş bile korkuyor girmeye
belkide saygı duyuyor hatıralarına
………..bıraktığın yoksuzluğa
sen benim batmayan güneşimdin..
………….güneşimsin sonsuzluğa kadar
mırıldanıyorum o şarkıyı değdiğin dudaklarımla
izdirabı sonsuz
mutluluğu arsız
…..işte bitmeyen bir nakaret….işte….o…şarkı
bizim şarkımız….bizim şarkımız…
Mehmet Sungur 13.05.2010
*
Like this:
Be the first to like this page.
Son Yorumlar