ÜZDÜN BENİ İSTANBUL!
Sitemim var sana…!
Surlarında sakladığın,
Dehlizlerine gömdüğün,
Seni Istanbul yapan,
Yedi Tepen için değil.
Beni…!
Bende ki beni;
Üzdüğün için!
Sitemim var sana İstanbul.
Hani…!
Aktimiz var dı seninle;
Sana geldiğimde sevinecektim.
Sözümüz var dı, and içmiştik;
Giderken de üzülmeyecektim.
Söyle!
Ne oldu sana İstanbul?….
Adını mı değiştirdin,
Kader mi…, yoksa;
Kedermi oldun şimdi?
Seni saklayacak yerim yok;
Kalbimde.
Enginler üzerinden açtığın kanatların,
Gerdanlık misali bağlayan köprün,
Mavi denizinde şarkı söyleyen
Martıların…
Fazla gelir bana İsatanbul.
Sen artık tanıdığım,
Hayalimde yaşattığım,
Romantik bahçelerinde
Sönük ışıkları yanan
“O” değilsin artık!
Elbisen değişmiş,
Beton armalar sarmış her yanını.
Sokaklarında “Sac” yığınları
Korna sesleri.
Bir zamanlar
“gel!” diye seslendiklerine,
Şimdi…
“git” diye seslenip,
El sallıyorsun.
Üzdün beni İstanbul…
Sitemim var sana…!
Buzlanmış seninde yüzün;
Üşümüşsün.
Sicak kalırlar;
Paris, London, Berlin…
Roma, New York, Moskowa;
Sıcak kalırlar…
Senin yanında.
Zamanı gelmedimi?
Dur!…,diye seslenmenin;
Zaman’a!
Zamanı gelmedimi…
“Git!” diye seslenmenin
Seni boğarcasına, kucaklayanlara!
Çok….!
Ama çok üzdün beni İstanbul…
Bu son ayrıldığımızda.
Mehmet Nuri Sungur
18.01.2012 00:34:58


Son Yorumlar