BİR DOSTUMUN İSYANI – İNSAN HADDİNİ BİLMELİDİR
17/11/2011 5 Yorum
Dün, 16 kasim 2011 Çarşamba; öteki günler gibi akımı belli olan bir gün. Sabah kahvaltısı; arkasından işi olan işine, olmayan bir başka işle meşgul olmaya çalıştığı bir gün. Bir çok arakadaşlar serbest meslek sahibi olmasından ötürü, gününün nasıl geçeceğini kendisi tayin edebilmek özgürlüğünün tadını…bazen de acısını kendisi tayin edebileceği bir gün. Avrupa’da yaşayan ve çalışan bir dost kardeşimiz olan Nurdan Yiğit arkadaşımız da bu özgürce çalışmanın tadını da acısını da çok iyi bilen; hayatın içersinde ve onu medeni yaşayan bir kişilik.
İş yerine geldiğin de ilk işi etrafa bir göz attıktan sonra, belki bir Fincan kahve eşliğinde İnternet’i açarak dünyada ne var ne yok diye bir göz atarken, üyesi olduğu Facebook sayfasına da bir göz atmayı yeğler. Kişiliğinin ona verdiği karakter, onu hiç beklemediği bir haber ile karşılaştırır. Haberin özünü bilmiyorum ama… ne olduğunu bilmekte bir zorluk olmadığını biliyorum. Nurdan hanım bir seviyesi düşük tarafından rahatsız edilmişti. Nurdan hanımın o an ne düşündüğünü sadece tahmin edebiliriz; ama ne hissettiğini asla aynen hissedemeyiz. Üzgünlüğünü ve nefretini dile getirmek için altta ki yazıyı duvarında paylaşır. “Yapıştırır”!
Buyurun!
Nurdan Yiğit:
Arkadaşlarımın sayfalarındaki beylere sesleniyorum!!
Facebook’un da içine ettiniz; ne anliyorsunuz bir resme bakarak, dürtmek, mesaj atmaktan? Belki ben körüm, belki ben sakatım!
Bir resimden neler cikarıyorlar? Of ya fenalik geldi… benim sayfamdaki insanlar gayet seviyeli ve tanıdığım arkadaşlarım; eklerim… keyif benim…! Birde kızıyorlar eklemiyorsun diye; herkes haddini bilsin…!
Diyor Nurdan Yiğit…
Evet beyler! İnsan haddini bilmelidir! İnsanı insan yapan almış olduğu terbiyedir, öğrendiği meslek ve ünvan değil.
Size güler yüz ve nezaket ile merhaba diyen bir kadın, Size aşık olduğundan, ya da sizinle her hangi bir ilişki içerisine girmek istediğinden değil, sizin de bir insan olduğunuzu düşündüğü içindir.
Sizler…efendiler! Kendisinin bu yazıdan gocunduğunu düşünenler. Hepimiz aile ve ana bacı sahibiyiz. Sizin kutsallarınızı bir başkası rahatsız ederse siz ne düşünürsünüz…bunu hiç düşündünüzmü?
Bakınız beyler!
Ben sizlere vaaz vermek niyetinde değilim. Faacebook’ta zaten yeteri kadar vaaz veren de var; belden aşağı yazanlar da var. Vaazlarınızı onlardan dinleyin. Ancak bir kaç sözüm var. Onları isteyen okur, istemeyen okumaz.
İnsan her şeyden önca haddini bilmelidir. Bu asıl terbiye, ne Dinimize aykırıdır ne de medeni bir düşünceye.
“Kendinize yapılmasını istemediğiniz bir şeyi, sizde başkasına yapmayınız” hadisi, adalet duygumuzun da gereğidir. İnsan yaratılan tüm varlıkların en değerlisidir…eğer İnsan olabilmiş ve kalabilmiş ise. İnsan olmak; farklı duyguların ifadesidir. güvenebilmektir, sevebilmektir, sevildiğini anlayabilmektir. Merhabaların şüpheye, selamların tehlikeye, gülmelerin yalnış ifadeye, dönüşmediğidir insan olmak.
Temiz duyguları kirliye döndürmeden anlayabilmenin ifadesidir insan olmak.
İnsan olmak ucuza terkedilecek sevda değildir. Bir muhabbeti dürüstce yapabilmektir
Nezaketi yalnış anlamadan, nasılsınız diyebilmektir. İnsan olmak medeni insanların
verdiği selamı kötüye kullanmadan…nasılsınız diyebilene medeni düşünce ile cevap verebilmektir. İnsan olmak her medeni insanın ihtiyacıdır. Art niyetsiz ve dürüstce…Merhaba derken insan olmanın sorumluluğunu taşımanın yükümlülüğüdür.
Kalın sağlıcakla
Mehmet Sungur
17 Kasım 2011 Perşembe


Meine Meinung zu diesem Vorfall wäre: Wer nicht zu feige ist, eine Dame öffentlich zu
beleidigen, der darf auch nicht zu feige sein, um sich öffentlich dafür zu entschuldigen.
Ich denke, das kann man verlangen !!!!
Herta Sungur
Wenn der Mensch seinem Gehirn noch nicht aus der Gefangenschaft entlassen fühlt und nicht da gegen tut um entlassen zu werden, der wird immer feige bleiben.
Nämlich; der Gefangenschaft der sich zwischen zwei Beine befindet. Man wird zwar rot um dass nachvollziehen und schämt sich beim tippen dass Tastatur, aber es ändert an der Tatsache nicht… leider!
Pingback: İKİ BACAK ARASINDA KALMIŞ BEYİNLER « mehmet sungur
Pingback: İKİ BACAK ARASINDA KALMIŞ BEYİNLER « Çubuklu köyü – 61900 Arsin / Trabzon
Pingback: İKİ BACAK ARASINDA KALMIŞ BEYİNLER « Duygu Karayel